Türkiye’de diyet ve egzersize rağmen kilo veremeyen, Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 40 ve üzerinde bulunan, morbid obez olarak tanımlanan 2.5 milyon insan var. Obezite operasyonları ile bu kişilerin yaşam kaliteleri artırılabilir ve hatta ömürleri uzayabilir.

Hastaların bir kısmı daha sağlıklı bir hayatı hemen tercih ederken, bir kısmı da kafalarına takılan sorular nedeniyle ameliyattan kaçınıyor. Obezite operasyonları ile ilgili en çok merak edilen soruları yanıtlıyoruz.

Obezite tedavisinde endoskopik ve cerrahi olmak üzere pek çok farklı seçenek var. Mide balonu ve mide botoksu endoskopik uygulamalardır. Cerrahi olarak ise tüp mide ve gastrik by-pass sık tercih edilir. Hangi yöntemin kim için uygun olduğu bazı kriterlere bağlıdır, bunun kararını hasta veremez. Hastanın kilosu ve yandaş hastalıkları, cerrahın değerlendirmeleri yöntemi belirler.

Evet uygundur, ancak operasyon öncesi kardiyoloji doktorunuzla görüşmenizde fayda var. Obezite cerrahisi, kalp hastalıklarıyla ilgili bazı sorunların düzelmesine yardımcı olmaktadır. Bunlar; yüksek kan şekeri ve kan yağları, kolesterol, kalp büyümesi ve damar hastalıklarıdır.

Hayır, engellemez. Cerrahınıza ve anestezi doktorunuza daha önceden geçirdiğiniz ameliyatlar hakkında bilgi vermeniz gerekir. Özellikle abdominal ve pelvik bölgelerdeki operasyonlar unutulmamalı. Çocukluğunuzda yapılanlar müdahaleler hakkında da bilgi sahibi olmanızda fayda var çünkü cerrahınız bu konuda sorular sorabilir ya da raporlarınızı isteyebilir.

Hayır getirmez. Diyabetli hastaların diyabetli olmayan hastalara göre daha fazla risk altında bulunduğunu gösteren bilimsel bir çalışma yok. Bazı araştırmalar, obezite cerrahisi sonrası tip 2 diyabet şikayetlerinin büyük kısmının düzeldiğini ya da tamamen ortadan kalktığını göstermektedir.

Hastalar genelde 10-15 gün sonra işlerine geri dönmektedir. Bu süre, kişinin mesleğine göre değişir. Ağır bir işte çalışan kişiyle, masa başında olması gereken bireyin durumu farklıdır. Laparoskopik cerrahi, bu konuda avantajlar sunmaktadır. Yara izi ve dikiş olmadığı için hasta daha çabuk iyileşir.

Tüp mide ameliyatının ardından vücudun iyileşme ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarına uyum sağlamasına yardımcı olan beş aşamalı bir diyet uygulanır. Hasta bu süreçte daha küçük porsiyonlarda ve daha sık yemek yemesi gerektiğini öğrenir. İşlemden sonraki ilk iki hafta berrak sıvı diyeti yapılır. Bu diyet; ishal, kabızlık ve aşırı su kaybı gibi komplikasyonları önlerken, vücuda iyileşmesi için ihtiyaç duyduğu zamanı verir.

Egzersize ne zaman başlayacağınıza doktorunuzla birlikte karar vermelisiniz. Operasyon sonrasındaki ilk bir ay dikkatli olmalısınız. Spora hafif yürüyüşlerle başlayabilirsiniz. Güç ve efor gerektiren egzersizler için acele etmemelisiniz.

Obezite ameliyatı geçiren kadınların bir yıldan önce hamile kalması tavsiye edilmez. Bu süreçte vücut, ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineralleri depolamış olur. Vücuttaki fazla yağ dokusu, doğurganlığı azaltır. Ayrıca insülin direnci, yumurtalık kistleri, gebeliğe bağlı kalp ve tansiyon hastalıkları risklerini de artırmaktadır. Hamilelik sürecini de olumsuz etkileyerek, bebeğin ileride obez olmasına yol açabilir.

Ameliyat sonrasındaki hayatınız boyunca multivitamin almanız gerekmektedir. D vitamini, demir ve kalsiyum gibi mineralleri dönem dönem daha yüksek dozlarda almanız tavsiye edilebilir.

Kilo verme cerrahisi tek başına bir çözüm değildir. Beslenme ve egzersiz tavsiyeleriyle yeni bir yaşam tarzı edinen kişilerde kalıcı etkiye sahiptir. Kilo verdiği için birkaç yıl sonra eski alışkanlıklarına dönen insanların tekrar kilo alması kaçınılmazdır.

WhatsApp chat