Tip 2 Diyabette Cerrahi Çözüm Olur Mu?

Uluslararası Diyabet Örgütü’nün verilerine göre, dünyada her 11 yetişkinden biri diyabet hastası. Bu hesaplamayla, 415 milyon kişi diyabet sorunuyla başa çıkmaya çalışıyor. Üstelik bu rakam, giderek artmaya devam ediyor.

Devlet sağlık bütçelerindeki harcamaların yüzde 12’si diyabetik hastalar için yapılıyor. Her 6 saniyede 1 kişi diyabet ve buna bağlı gelişen hastalıklardan dolayı hayatını kaybediyor. 2015 yılında diyabet görülme sıklığı yüzde 7.2-11.4’ken, bu alanda harcanan para 673 milyar dolara ulaştı.

Diyabetlerin yüzde 90’ını tip 2 diyabet hastaları oluşturuyor. 40-59 yaşlarında görülme sıklığı artıyor ve maalesef her iki diyabetliden birisi hasta olduğunu bilmiyor. Dünya nüfusunun 7.3 milyar olduğu düşünülürse, 2035’de beklenen diyabetli insan sayısı 592 milyon kişiye ulaşacak.

Türkiye’de TURDEP’in yaptığı çalışmalarda, 1998 yılındaki diyabet sıklığının yüzde 7.2’den yüzde 16.2’ye yükseldiği görüldü. Yine bu araştırma, son 10 yıl içerisinde diyabetli hasta sayısında yüzde 90, obez insan sayısında da yüzde 44 artış yaşandığını ortaya koydu. Türk insanlarının yüzde 33’ünün obez, toplumun 2/3’ünün ise fazla kilolu olduğunu söylemek mümkün.

Diyabetin bu kadar sık görülmesinin ana nedenleri arasında; toplumun yaşlanması, insanların daha çok gıda tüketip, daha az hareket etmeleri var.

Diyabet sadece kan şekerinde yükseklik olarak görülmemeli. Metabolik bir hastalık ve küresel acil çözüm bekleyen ciddi bir sağlık sorunu olduğu kabul edilmeli. Kan şekerindeki yükseklik, körlükten uzuv kayıplarına, kalp krizinden böbrek hastalıklarına pek çok problemi de beraberinde getiriyor.

İki tür diyabet hastalığı vardır. Biri, daha çok gençlerde görülen ve genetik kökeni bulunan Tip 1’dir. Diğeri ise erişkin grupta obezite ve hareketsizliğe bağlı gelişen Tip 2 diyabettir. Diyabetlilerin yüzde 90’ı Tip 2, yüzde 10’u Tip 1’dir.

Tip 2 diyabet, mide-bağırsak sistemiyle doğrudan bağlantılıdır. Tıbbi tedavisinde çeşitli ilaçlar kullanılıyor. İlaçlarla kontrol edilemeyen hastaların tedavileri ise insülin enjeksiyonlarıyla yapılıyor. Diyabetli sayısının giderek artması ve kötü beslenme alışkanlıklarının terk edilememesi, yeni çözüm arayışlarını beraberinde getirmiştir. Ve 2016 yılı başlarından itibaren diyabet tedavisi protokollerine diyabet cerrahisi veya metabolik cerrahi denilen yöntemler de eklenmiştir.

Başlangıçta obezite nedeniyle ameliyat edilen hastaların kilo kaybının yanı sıra diyabet şikayetlerinin de düzelmesi metabolik cerrahi denilen kavramı ön plana çıkardı. Aslında Tip 2 diyabetin en önemli nedeni olan fazla yağ oranının azaltılması, problemin çözülmesi açısından önemliydi. Ancak daha sonraları, insülin regülasyonunda önemli yer tutan ince bağırsaklara yönelik girişimler ön plana çıkmaya başladı. İnce bağırsakların son kısmından salgılanan GLP-1 ile üst orta kısmından salgılanan GIP gibi hormonlar, insülin salgılanmasını ve etkisini artırıp, mide boşalmasını da geciktirerek tokluk hissi uyanmasına yol açtı. İşte bu etkilerle sadece kilo kaybına bağlı diyabetin düzeltilmesi değil, bağırsaklardan salgılanan hormonların daha çok aktive edilmesine yönelik ameliyatlar uygulanmaya başlandı. Bunlara da Metabolik Cerrahi ismi verildi.

 

Diyabet Tedavisi Kimler İçin Uygun?

Rehberlere de giren cerrahi tedavilerde hastalarda şu kriterler aranıyor:

1- Tip 2 diyabetikler,

2- Tip 2 diyabetik olup, ilaçlar ve insülinle kontrol edilemeyen, giderek daha fazla insülin ve ilaç kullanmak zorunda kalan hastalar.

Sleeve gastrektomi (Tüp mide), Gastrik by pass, doudenal switch, SADI-S, Partition, İleal interpozisyon gibi farklı yöntemler, hem hasta hem de cerrahlar tarafından belirleniyor.

 

Cerrahi Yöntem Seçimi

Cerrahi yöntemin seçiminde, fizyolojiyi en az bozan, en etkili yöntemlerden biri seçiliyor. Burada hastanın obezite derecesi önemlidir. Obezitenin üç sınıflandırması vardır:

  • 1. sınıf obezite = Vücut Kİtle İndeksi (VKİ) 30-35
  • 2. sınıf obezite = VKİ 35-40
  • 3. sınıf obezite = VKİ 40 ve üzeri

Bu sınıflamaya göre; sadece fazla kilolarına bağlı diyabeti olan hastalarda. yani 3. sınıf morbid obezlerde tüp mide ve benzeri yöntemler yeterliyken, 1 ve 2. sınıf hastalarda Partition, SADI-S gibi operasyonlar tercih edilmelidir.

Diyabet tedavisi için yapılan obezite ameliyatları laparoskopik yöntemle uygulanır. Gerekli görülmedikçe, açık operasyona başvurulmaz. Laparoskopik yöntemin ameliyat sonrasında daha az ağrı, daha hızlı işe dönme ve daha iyi kozmetik sonuç gibi avantajları vardır. Hastaların 3-4 gün hastanede yatması gerekebilir. Operasyonların obezite merkezlerinin bulunduğu, endokrin takibinin yapılabildiği deneyimli merkezlerde yapılması önemlidir.

WhatsApp chat