Menu

Skip to Content

About:

Recent Posts by admin

Obezitenin Tedavisinde Botoksun Yeri

Son yıllarda fazla kilolu ve obez insan nüfusu giderek artıyor. Dünya genelinde insanların yüzde 30’u obez, kadınlarda görülme sıklığı erkeklere göre biraz daha fazla. Obezitenin nedeni ise fast food türü, kalorisi yüksek gıdalar ile beslenme ve hareketsizlik. Dünyada ki bütün ülkeler obezitenin önlenmesi için yoğun programlar hazırlıyor, insanların beslenme ve hareket etme alışkanlıklarını değiştirmek ve motive etmek amaçlı politikalar oluşturuyor.

Obezite sadece görüntüsel bir problem değil, fazla kilolu olmanın getirdiği bir takım sağlık problemleri ile de hastalar karşı karşıya kalabiliyorlar ve bunlar ölümcül olabiliyor. Bu hastalıkların başında diyabet, kalp hastalıkları, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, eklem problemleri, solunum sistemi hastalıkları ve uyku apneleri gibi ciddi problemler var. İnsanların genel olarak yaşamları boyunca karşılaştıkları sağlık problemlerine bakıldıklarında, genetik faktörleri ayırırsak yaşamları boyunca karşılaştıkları problemlerin tamamına yakını kötü beslenme alışkanlıkları ve fazla kiloları nedeni ile oluyor.

Obezitenin tedavisinde öncelikle, diyet, egzersiz, ilaçlar gibi bazı yöntemler deneniyor fakat bu yöntemler obez insanların ancak yüzde 3’ünde faydalı geri kalan bölümünde ise uygun şartlar oluşmuş ise cerrahi işlemler uygulanıyor bu işlemler tüp mide, gastrik bypass gibi sıkça uygulanan işlemler. Eğer deneyimli merkezlerde, uygun ekip ve şartlarla yapılırsa riskler safra kesesi ve fıtık ameliyatları kadardır.

Henüz obezite ameliyatı olmaya uygun olmayan veya fazla kilolu olan hastalarda ise cerrahi dışı uygulanabilen bir yöntem ise mide ye botoks uygulamalarıdır. Botoks, botolinyum toksinidir. Enjekte edildiği yerde sinir adale sistemini felç eder, etkisi geçicidir. Dünyada yaygın kullanım alanları, göz etrafı kırışıklıklar, aşırı terlemeler, kronik ağrı tedavisi, çift görme vakaları, Parkinson hastalığındaki el titremelerinin giderilmesi, migren tedavisi, idrar kaçırma tedavisi ve depresyon gibi hastalıklardadır. Obezitenin tedavisindeki uygulama ise birkaç yıldır yaygınlaşmıştır.

Mideye botoks uygulaması midenin çıkış bölgesine, endoskopik olarak 10-15 dakika içerisinde 100 ünite botolinyum toksininin enjeksiyonu ile yapılır. Bu yolla midenin çıkıştaki pompa kısmı yavaş çalışır, mide içerisine dolan gıdaların ince bağırsaklara geçişi yavaşlar böylece tokluk hissinin daha uzun süreli hisseder ve daha az yemek yeriz. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki 6 ay arayla iki enjeksiyon yapılan vakaların yüzde 70’inde 1 yıl sonra, fazla kilolarının yüzde 17’sinin kaybolduğu saptanmıştır. 1,5 yıl içerisinde 3 enjeksiyon yapılan vakalarda ise bu oran yüzde 28 olmuştur.

Bazı hastalarda midenin iştah hormonu salgılayan tepe kısmına uygulandığında ise Ghrelin hormonu salgısının azalarak, iştahında azaldığı saptanmıştır. Uygulamanın nadirde olsa mide duvarında dolaşım bozukluğu gibi nadir yan etkileri olsa da kullanımının çok ciddi yan etkileri saptanmamıştır. Uygulamanın etkisi kişiye göre değişebilir. Daha uzun dönemli çalışmalar gerekmesine rağmen, ameliyat olamayan fazla kilolu hastalara uygulanabilir. Uygulama, tıpkı endoskopi yapar gibi aç olarak gelinen klinikte özel bir endoskopik enjeksiyon iğnesi ile uygulanır, hasta bu süreç içerisinde anestezi uzmanı tarafından bilinçli sedasyon altında uyutulur. Ağrı olmaz, işlemi hasta hatırlamaz.

 

Gastrik Botoks uygulaması ile ilgili öneriler:

  • 3-6 aylık sürelerde 10-15 kg kaybettirmeyi amaçlayan bir yöntemdir.
  • BMI 27.5-40 arasına uygulanabilir.
  • Diyet ve egzersiz programları ile kombine edilmelidir.
  • Morbid obez hastalar için uygun değildir. Operasyon alternatifi bir yöntem değildir.

Mide botoksu uygulaması endoskopik yöntemle uygulanması ve günübirlik bir uygulama olması nedeni ile tercih edilebilir. İlk enjeksiyon sonrası, 6. ve 12. aylarda 3 kez uygulanırsa maksimum etki oluşur. Geçici bir kilo kaybı yöntemidir önemli olan egzersiz ve diyetisyen takibinde sonuca ulaştıktan sonra beslenme alışkanlığını değiştirmek ve normal kiloda kalmaktır.

READ MORE

İntra Gastrik Balon Nedir?

İntra Gastrik Balon Nedir?

İntragastrik Balon kilo verdirmek amaçlı mide içerisine endoskopik yöntemle yerleştirilen  ve içerisi 500-600 cc sıvı ile şişirilen bir balondur.

İNTRAGASTRİK BALON NE ZAMAN TERCİH EDİLMELİ?

Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 30-35 arasında olan ve ameliyat şartları oluşmamış hastalara ve süper morbid obezlere operasyon öncesi uygulanabilir.

NASIL UYGULANIR?

Endoskopik yöntemle , anestezist eşliğinde yapılan bilinçli sedasyon altında uygulanır. Hastalar aç olarak kliniğe gelirler, önce tanısal endoskopi yapılıp midenin balon uygulamasına uygun olup olmadığına bakılır sonra  balon ağız yoluyla mide içerisine yerleştirilir ve endoskop ile görülerek 500-600 cc şişirilir ve mideye terk edilir. Hasta uyandırılarak birkaç saat klinikte dinlendirilir ve önerilerle evine gönderilir.

HANGİ TİP BALONLAR VARDIR?

İki tip balon vardır. 6 ay süreyle mide içerisinde bırakılanlar. 12 ay süreyle bırakılanlar ve ayarlanabilir olanlar. Hastanın tercihine ve uygulayıcı hekimin önerilerine uyularak karar verilir. Mide şikayeti olanlarda toleransın az olacağına inanılanlarda kısa dönemli bir balon seçilirken. Daha toleranslı hastalarda 12 aylık ve ayarlanabilir olanlar seçilebilir.  Her iki balon uygulamasında da hastalara mide asidini azaltan, bulantı önleyici ilaçlar verilebilir. 12 aylık balonlar ayrıca ayarlanabilir ve kilo veriş hızına bağlı şişirilip indirilebilirler.

BALON TAKILDIKTAN SONRA NELER YAŞANIR?

Hastaların geçici dönemlerde bulantı kusmaları ve karın ağrıları olabilir. Bunları önlemede ilaçlar kullanılır. Genellikle ilk 2 hafta sonrası bu şikayetleri azalır ya da kaybolur. Hastalar balon ile yaşamayı öğrenmeye başlarlar.

İNTRAGASTRİK BALONU OLAN HASTALAR NELER YER VE İÇERLER.?

İntragastrik balon takıldıktan sonra , ilk 2 hafta yumuşak kıvamlı gıdalar tüketilir. Genellikle yağlı ve şekerli gıdalardan uzak, küçük öğünler halinde ama sık sık şeklinde bir beslenme düzenine geçilir. Balık, tavuk, lifli gıdalar, et, yumurta, fazla olmayan meyve, çok sıcak olmayan çay, ıhlamur gibi gıdalar tüketilirken. Çikolata, pasta, börek, asitli içecekler, ağır kızartmalardan özellikle kaçınılmalıdır.

İNTRA GASTRİK BALONU OLAN HASTALAR NASIL KİLO VERİRLER?

İntragastrik balonu olanların midelerinde sürekli bir dolgunluk ve doygunluk hissi olduğu için daha az yerler. İştahları da daha azdır. Böylece daha az kalori alıp kilo vermeye başlarlar. İlk 6 ay içerisinde kişiye özel 15-20 kg kayıpları olur bazen bu miktar dahada fazla olabilir. Önemli olan balon çıkartıldıktan sonra da edindikleri yeni beslenme alışkanlıklarını korumalarıdır. Yani kalorisi yüksek şekerli gıdalardan ve yağlardan uzak durmalıdırlar. Hareketlerini artırmalıdırlar. Yemek sonrasında yapacakları 10 dakikalık yürüyüşler metabolik hızlarını artıracak ve daha sağlıklı kilo vermelerine neden olacaktır.

İNTRAGASTRİK BALON NASIL ÇIKARTILIR?

Tıpkı takıldığı şekilde anestezi uzmanı eşliğinde bilinçli sedasyon ile ve özel bir ekipman ile balonun içerisi boşaltılarak ağızdan çekilip çıkartılır.  Çıkartma işleminden sonra hastalar birkaç saat klinikte misafir edilir ve öyle gönderilirler.

İNTRAGASTRİK BALON KİMLER TARAFINDAN TAKILIR?

Obezite ile uğraşan genel cerrahi uzmanı ve gastroenterologlar tarafından takılabilirler. Uzman bir ekip ve donanımın olması hasta sağlığı ve güvenliği açısından önemlidir.

İNTRAGASTRİK BALON UYGULAMASINDAN SONRA NE TÜR PROBLEMLER İLE KARŞILAŞILABİLİR?

Nadirde olsa balon mide içerisinde kendiliğinden veya bir çarpma sonrasında patlayıp aktivitelerini kaybedebilirler. Bu balon mide barsak sisteminde ilerleyip tıkanmalara yol açabilir. Bazen de hastalar takıldıktan sonra aşırı bulantı ve kusma ile  balonu tolere edemezler ve erken dönemde çıkarılmaları gerekebilir.

READ MORE

Kalın Bağırsak Cerrahisi

Kalın Bağırsak Cerrahisi

Kolon Nedir?

Kolon, kalın barsaktır, sindirim sisteminin alt kısmıdır. Barsak; ince barsak, kolon (kalın barsak) ve kolonun son kısmı olan rektumdan meydana gelen uzun, boru şeklinde bir organdır. Besin yutulduktan sonra, midede sindirilmeye başlar ve besin değeri olan kısmın emildiği ince barsağa boşaltılır. Gıdanın geri kalan artık kısmı kolon boyunca ilerler, rektuma gelir ve vücuttan atılır. Kolon ve rektum suyu emer ve siz çıkartmaya hazır olana kadar bu artığı tutar.

Laparoskopik Kolon Rezeksiyonu Nedir?

Minimal düzeyde invazif laparoskopik kolon cerrahisi olarak bilinen teknik sayesinde cerrah pek çok kolon prosedürünü küçük insizyonlarla gerçekleştirebilir. Prosedürün tipine bağlı olarak, hastalar birkaç gün içerisinde hastaneden taburcu olabilir ve açık ameliyat geçiren hastalara kıyasla normal faaliyetlerine daha çabuk dönebilirler.

Çoğu laparoskopik kolon rezeksiyonunda, cerrahlar hastanın iç organlarını bir televizyon ekranında büyütülmüş olarak izlerken, (her biri yarım cm büyüklüğünde olan) 4 ya da 5 küçük açıklıktan ameliyatı gerçekleştirirler. Bazı durumlarda, küçük açıklıklardan biri prosedürün tamamlanabilmesi için 5-10 cm boyutuna kadar uzatılabilir.

Laparoskopik Kolon Rezeksiyonun Avantajları Nelerdir?

  • Ameliyat sonrasında daha az ağrı
  • Hastanede yatış süresini azaltabilir
  • Katı-gıda diyetine geçişi hızlandırabilir
  • Barsak fonksiyonlarına geri dönüşü hızlandırabilir
  • Normal faaliyetlere dönüşü çabuklaştırır
  • Kozmetik açıdan daha iyi sonuç

Laparoskopik kolon rezeksiyonunun pek çok faydası olmasına rağmen, bu yöntem tüm hastalar için uygun olmayabilir. Bu tekniğin sizin için uygun olup olmadığını anlamak için temel bakım doktorunuzla görüşerek laparoskopik kolon rezeksiyonu alanında yetkin bir cerrahtan ayrıntılı bir tıbbi değerlendirme alın.

Ne Tür Hazırlıklar Yapılır?

Kolon hastalıklarının çoğu şu iki testten biri ile teşhis edilir: Kolonoskopi yada kolon grafisi. Kolonoskop, anüsten vücuda sokulan ve kalın barsak sonuna kadar itilen, yumuşak, bükülebilir ve işaret parmağı kalınlığında bir tüptür. Kolon grafisi, baryum lavman denilen beyaz bir sıvının rektuma sıkıldığı ve hafif bir basınç uygulayarak tüm kalın barsaktan dışarı atılırken çekilen bir röntgenografidir. Bu testler sayesinde cerrah kolonun içini görebilir. Bazen karın bilgisayarlı tomografisi gerekebilir. Ameliyattan önce, diğer kan testleri, elektrokardiyogram (EKG) ya da akciğer röntgeni gerekebilir.

Ameliyat İçin Hazırlıklar

  • Yaşınıza ve tıbbi durumunuza bağlı olarak, ameliyat öncesi hazırlıklar, kan değerlerini, tıbbi değerlendirmeyi, akciğer röntgenini ve EKG`yi içermektedir.
  • Cerrahınız sizinle birlikte bu ameliyatın fayda ve zararlarını gözden geçirdikten sonra, ameliyata razı olduğunuzu yazılı olarak bildirmeniz gerekir.
  • Durumunuza bağlı olarak, kan transfüzyonu ve/veya diğer kan ürünleri gerekebilir.
  • Ameliyat öncesindeki gece ya da sabah duş almanız önerilir.
  • Ameliyattan önce rektum ve kolon tamamen boş olmalıdır. Genellikle hasta özel bir temizleme sıvısı solüsyonu içmelidir. Ameliyattan önceki birkaç gün boyunca sıvı gıdalar, laksatifler ve lavmanlar alabilirsiniz.
  • Ağızdan alınacak antibiyotik genellikle reçete edilir. Bununla ilgili talimatları cerrahınız ya da cerrahınızın ekibi size sağlar.
  • Cerrahınızın size açıkladığı talimatlara sıkı sıkıya uyun. Hazırlıkları yerine getiremezseniz ya da antibiyotikleri alamazsanız cerrahınıza durumu bildirin.
  • Hazırlıkları tamamlamazsanız, ameliyata girmek güvensiz sonuçlara yol açabilir ve durumu yeniden değerlendirmek gerekebilir.
  • Ameliyattan önceki gece yarısından sonra, hiçbir şey yememeli ve içmemelisiniz. Sadece cerrahın size ameliyat sabahı az su ile almanızı söylediği ilaçları alabilirsiniz.
  • Aspirin, kan inceltici ilaçlar, anti-enflamatuvar ilaçlar ve E vitamini alımı, ameliyata bir hafta kala geçici olarak kesilmelidir.
  • Ameliyata iki hafta kala, diyet ilaçları kesilmelidir.
  • Sigarayı bırakın ve evde size yardımcı olacak düzenlemeleri yapın.

Laparoskopik Kolon Rezeksiyonu Nasıl Yapılır?

`Laparoskopik` ameliyat, cerrahların iç ameliyat bölgesine ulaşmak için kullandıkları tekniklerdir. Laparoskopik kolon prosedürlerinin çoğu aynı şekilde başlar. Kanül kullanarak (dar bir tüp şeklinde olan alet) cerrah karın bölgesine girer. Laparoskop (video kameraya bağlı küçük bir teleskop) kanül içine sokulur böylece cerrah hastanın iç organlarını televizyon monitöründen büyütülmüş bir boyutta görebilir. Cerrahın içerde çalışabilmesi ve kolonun bir kısmını çıkarabilmesi için birkaç kanül daha kullanılır. Tüm ameliyat kanüller aracılığıyla ve ya küçük kanül insizyonlarından birini uzatarak tamamlanabilir.

Ameliyat Laparoskopik Metotla Tamamlanamazsa Ne Olur?

Bazı hastalarda, laparoskopik metot uygulanamayabilir. `Açık` ameliyatı tercih etmeyi yada ameliyat sırasında `açık` yönteme dönme olasılığını arttırabilecek faktörler şunlardır:

  • Obezite
  • Ağır yara dokusuna sebep olan daha önceki karın ameliyatı hikayesi
  • Organları görebilme imkanının olmaması
  • Ameliyat sırasında kanama sorunları
  • Büyük tümörler
  • Açık ameliyat yapma kararı, cerrahın asıl ameliyat öncesinde ya da sırasında vereceği bir karardır. Ameliyatı açık ameliyata dönüştürme kararı, kesinlikle hastanın güvenliğine dayanır.

Ameliyattan Sonra Ne Beklemelisiniz?

Ameliyattan sonra doktor tarafından verilen talimatları yerine getirmek çok önemlidir. Pek çok kişi birkaç gün içerisinde kendini iyi hisseder ancak iyileşmek için vücudun zamana ihtiyacı olduğunu unutmayın. Ameliyat sonrasındaki ilk günde, yataktan kalkmanız ve yürümeniz söylenir.

Bir ile iki hafta içerisinde muhtemelen normal faaliyetlerinizin çoğuna geri döneceksiniz. Duş almak, araba kullanmak, merdiven çıkmak, çalışmak ve cinsel ilişkiye girmek bu faaliyetlerdendir.

Ameliyattan iki hafta sonra doktorunuzdan bir takip randevusu isteyin.

Ne Tür Komplikasyonlar Ortaya Çıkabilir?

  • Kanama
  • Enfeksiyon
  • Kolonun tekrar birbirine bağlandığı yerde sızma
  • Küçük barsak, üreter ya da mesane gibi yakın organlarda hasar
  • Akciğerlerde kan pıhtıları
  • Olası komplikasyonların erken işaretlerinin fark edilmesi çok önemlidir. Ağır karın ağrısı, ateş, titreme ya da rektal kanama görüldüğünde mutlaka doktorunuza bildirin.

Doktorunuzu Ne Zaman Aramalısınız?

  • 39 derecenin üzerinde devamlı ateş
  • Rektumda kanama
  • Karındaki şişliğin artması
  • İlaçların azaltamadığı ağrı
  • Devamlı bulantı veya kusma
  • Titreme

READ MORE

Morbid Obezite Cerrahisi

Morbid Obezite Cerrahisi

Aşırı derecede kilolu kişiler için laparoskopik obezite cerrahisine başvurulur. Laparoskopi, karnın içini görmeyi sağlayan özel bir teleskop (laparoskop) aracılığıyla ve tipik olarak küçük karın insizyonları ile gerçekleştirilen yöntemdir

Morbid Obezite Nedir?

Morbid obezite, ideal vücut ağırlığından yaklaşık olarak 45,5 kg ya da %100 fazla olmak anlamına gelir. Morbid obezite beraberinde hipertansiyon, diyabet, koroner arter hastalığı gibi hayatı tehdit eden çeşitli komplikasyonları da beraberinde getirir.

Düşük kalorili diyetler, ilaç tedavileri, davranış değiştirme ve egzersiz tedavisi gibi çeşitli terapötik yaklaşımlar mevcuttur. Ancak morbid obezitenin uzun dönemli tedavisinde tek etkili yöntem cerrahi müdahaledir.

Morbid Obezite Neden Kaynaklanır?

Morbid obezitenin sebebi tam olarak anlaşılmamıştır. Muhtemelen buna sebep olan pek çok faktör bulunmaktadır. Obez kişilerde, depolanan enerjinin doyma noktası çok yüksektir. Bu doyma noktasının değişikliğe uğramasının sebebi, az miktarda enerji yakan düşük metabolizma, aşırı kalori alımı ya da her ikisinin birden görülmesi olabilir. Obezitenin kalıtımsal bir özellik olduğunu öne süren bilimsel veriler de bulunmaktadır.

İştah düzeni ve enerji metabolizmasında kompleks bir bozukluğa yol açacak şekilde genetik, psikolojik, çevresel, sosyal ve kültürel etkilerin bir araya gelmesi sonucunda morbid obezite ortaya çıkabilir. Morbid obezite yalnızca hastanın kendi kontrolünü kaybetmesi gibi basit bir sebepten kaynaklanmamaktadır.

Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

İlaç Tedavisi

1991`de Sağlık Konferansı Ulusal Enstitüleri, nadir durumlar haricinde, morbid obezitesi olan hastaların kilo vermesi için uygulanan cerrahi olmayan yöntemlerin, uzun vadede etkili olmadıkları sonucuna vardı. Morbid obezite nedeniyle cerrahi olmayan yöntemlerle kilo verme programlarına katılan hastaların neredeyse tamamının, verdikleri kiloları beş yıl içerisinde tekrar aldıkları görülmüştür. Kilo kaybı sağlamaya yönelik reçeteli ya da reçetesiz satılan ilaçlar piyasada bulunmasına rağmen, bunların morbid obeziteyi tedavi edecek uzun vadeli tıbbi tedavide önemli bir rolü bulunmamaktadır. İştah azaltan ilaçlar 15 ile 30 kg kadar kilo vermeye yardımcı olabilir. Kilo vermeye yönelik çeşitli profesyonel programlar, düşük kalorili diyetler ve fiziksel aktivite arttırıcı ile birlikte davranış değiştirme tekniklerini uygularlar. Haftada bir ya da iki kilo kaybı rapor edilmiştir ancak beş yıl içinde verilen bu kiloların neredeyse tamamı tekrar alınmaktadır.

Cerrahi Tedavi

  • Geçtiğimiz 40-50 yılda kilo kaybını sağlayan çeşitli ameliyatlar uygulanmaktadır. Pek çok cerrah tarafından kabul gören ameliyatlar şunlardır: dikey bantlı gastroplasti, gastrik bantlama (ayarlanabilen ya da ayarlanamayan), Roux-en-Y gastrik bypas ve malabsorpsiyon prosedürleri (biliopankreatik diversiyon, duodenal switch)
  • Dikey bantlı gastroplastide alt mideye çıkışı kısıtlayan küçük bir kese kullanılır. Bir parça mesh ile güçlendirilmiştir. Laparoskopik gastrik bantta ise, midenin en üst kısmına 1 cm’lik bir kemer ya da bant yerleştirilir. Böylece küçük bir kesecik oluşmuş olur ve alt mideye sabit bir çıkış elde edilir. Haziran 2001`de FDA tarafından onaylanan ayarlanabilir bant ile mideye giden çıkış küçültülerek ve gıdanın keseden çıkması daha da kısıtlanmış olur
  • Gastrik bypas prosedüründe mide bölünür ve küçük bir gastrik kese oluşturulur. Yeni gastrik kese değişken uzunluklarda ince barsağa Y şekilli bağlanır. Malabsorpsiyon operasyonları, barsaklardan kalori absorpsiyonunu azaltarak kilo kaybını sağlar. Bu operasyonlarda mide boyutu küçültülür ve barsakların çoğu baypas edilir.
  • Bu farklı operatif prosedürler arasından yapılacak seçim, cerrahın tercihine ve hastanın yeme alışkanlıklarına bağlıdır.

Laparoskopik Obezite Cerrahisinin Avantajları Nelerdir?

  • Hastanede kalma süresinin kısalması
  • İş hayatına çabuk geri dönme
  • Daha iyi görünüm

Laparoskopik Obezite Cerrahisi Hangi Hastalar İçin Uygundur?

Obezite cerrahisi için hastaların neye göre seçildiğini açıklayan aşağıdaki kılavuz ilkeler Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından yayınlanmıştır:

  • Hastalar ideal vücut ağırlıklarından yaklaşık 45,5 kg ya da % 100 daha ağır olmalıdır.
  • Hasta, morbid obeziteye yol açan bilinen hiçbir metabolik (gıdanın kimyasal olarak parçalanmasıyla enerjiye dönüşmesi) ya da endokrin (hormonal) nedene sahip olmamalıdır.
  • Hastanın, kilo verme sonucunda fayda sağlayacağı ve objektif olarak ölçülebilen şikayetleri olmalıdır (fiziksel, psikolojik, sosyal ya da ekonomik). Bunlar hipertansiyon (yüksek kan basıncı), diyabet (şeker hastalığı; kanda çok miktarda şeker bulunması), kalp hastalıkları, solunum problemleri, akciğer hastalığı, uyku apnesi (horlama) ve artrit olabilir.
  • Hasta, olası risk ve komplikasyonlar da dahil olmak üzere öneriler cerrahi işlemin önemini tam olarak kavramalıdır.
  • Hasta uzun yıllar boyunca bir tıp uzmanı tarafından gözlenmeye ve izlenmeye istekli olmalıdır.
  • Hastanın, daha önceden kilo kaybetmek için ilaç tedavisi görmüş ve bu tedaviden sonuç alamamış olması gerekir.
  • Bazı durumlarda, ideal vücut ağırlığından tam olarak 45,5 kg ya da % 100 daha ağır olmayan hastalar da cerrahi müdahaleye aday olabilmektedir. Ancak bu hastanın, kilo kaybetmek sayesinde iyileşebilecek morbid tıbbi problem(ler)i olması gerekir.

Nasıl Bir Hazırlık Gerekir?

  • Laparoskopik obezite cerrahisi için uygun bir hasta olup olmadığınızı anlamak amacıyla, doktorunuzla birlikte yapılacak detaylı tıbbi değerlendirme
  • Beslenme ile ilgili bir değerlendirme de dahil olmak üzere, teşhise yönelik ilave testler gerekebilir
  • Ameliyat sonrasında yaşanacak değişikliklere hastanın alışabilme becerisini anlamak için psikiyatrik ve psikolojik inceleme gerekebilir
  • Kendi tıbbi durumunuza bağlı olarak, kardiyolog, pulmonolog ya da endokrinolog gibi uzmanlarla konsültasyon gerekebilir
  • Cerrah ameliyatın olası risk ve faydalarını gözden geçirdikten sonra hastanın vereceği yazılı onay gereklidir
  • Ameliyattan önceki gün, sıvı diyetine başlayacaksınız.
  • Cerrahınız, ameliyat öncesinde kolonunuzun tamamen boşaltılmasını ve barsaklarınızın temizlenmesini isteyebilir.
  • Ameliyattan önceki gece ya da sabah duş almanız tavsiye edilir
  • Ameliyat öncesindeki gece yarısından sonra hiçbir şey yememeli ve içmemelisiniz, yalnızca doktorunuzun ameliyattan önceki sabah bir yudum su ile içebileceğinizi söylediği ilaçları içebilirsiniz.
  • Aspirin, kan inceltici, anti-inflamatuvar ilaçlar (artrit ilaçlar) ve E vitamini, ameliyata birkaç gün ya da bir hafta kala, geçici olarak kesilmelidir.
  • Sigarayı bırakın ve evde size yardımcı olması için ihtiyaç duyduğunuz düzenlemeleri yapın

Laparoskopik Obezite Cerrahisi Nasıl Gerçekleştirilir?

Laparoskopik bir prosedürde, cerrahlar kanülle (dar ve tüp şeklindeki araç) karna girebilmek için küçük insizyonlar kullanırlar. Küçük bir video kameraya bağlı olan laparoskop, küçük kanül aracılığıyla içeri sokulur. Böylece mide ve diğer iç organların büyütülmüş görüntüsü cerrahın görebileceği şekilde TV ekranına yansır. Ameliyatı gerçekleştirmek için gereken özel araçları kullanabilmek amacıyla beş ya da altı insizyon ve kanül yerleştirilir. Karın karbondioksit gazı (CO2) ile şişirildikten sonra ameliyat tamamen karnın içerisinde yapılır. Ameliyat tamamlandığında gaz boşaltılır.

Eğer Operasyon Laparoskopik Olarak Yapılamazsa Ne Yapılır?

Çok az sayıda hastada laparoskopik metot uygulanamaz. `Açık` prosedürü tercih etme ya da ameliyatı `açık` prosedüre dönüştürme olasılığını arttıran faktörler arasında, ciddi yara dokusuna neden olmuş önceden geçirilen bir karın ameliyatı, organları görüntüleyememe ya da ameliyat sırasında kanama problemleri sayılabilir.

Açık prosedürü uygulama kararı, asıl ameliyat öncesinde ya da sırasında cerrahınız tarafından verilir. Cerrahınız laparoskopik prosedürü açık prosedüre dönüştürmenin en güvenli yol olduğunu düşünüyorsa, bunun bir komplikasyon olduğunu düşünmemek lazım, bu yalnızca yerinde verilmiş bir karardır. Açık prosedüre geçme kararı kesinlikle hastanın güvenliği için alınmış bir karardır.

Ameliyatta Neler Beklenir?

  • Ameliyattan önceki sabah hastaneye geleceksiniz.
  • Ameliyat sırasında ilacı verebilmek için yetkin tıbbi personel damarınıza küçük bir iğne/kat eter yerleştirecek.
  • Genellikle ameliyattan önce ilaç almak gerekmektedir.
  • Anestezi uzmanı ile karşılaşacaksınız ve anestezi ile ilgili görüşeceksiniz.
  • Ameliyat sırasında genel anestezi alacaksınız ve bu birkaç saat sürecek.
  • Ameliyat bittiğinde, tamamen ayılana kadar sizi bekletecekleri uyanma odasına götürüleceksiniz. Ardından kendi odanıza götürüleceksiniz.
  • Genelde hastalar ameliyatın yapıldığı günün gecesini hastanede geçirirler hatta ameliyat sonrasında iyileşebilmek için birkaç gün daha kalmak durumunda olabilirler.

Laparoskopik Obezite Cerrahisi Sonrasında Beklenen Sonuçlar Nelerdir?

Kilo Kaybı

Kilo kaybı için verilen başarı oranı, gastroplasti ya da gastrik bantlamaya kıyasla gastrik bypasta daha yüksek olarak rapor edilmiştir ancak tüm yöntemlerden iyi ile mükemmel değerleri arasında başarı elde edilmektedir. Pek çok rapora göre bir yıl sonra gastrik bantlama ve dikey bantlı gastroplasti ile aşırı kilonun % 40-50`sinin, gasrtik baypas ile ise aşırı kilonun % 65-70`inin verildiği görülmektedir. Malabsoptif operasyonlarda elde edilen başarı, genellikle bir yıl sonra vücut ağırlığının yaklaşık % 70-80`ini kaybetme olarak kaydedilmiştir. Tüm prosedürler için, kilo kaybı ameliyattan 18-24 ay sonrasına kadar genellikle devam etmektedir. Ameliyattan yaklaşık iki ile beş yıl sonrasında bir miktar kilo alma yaygın olarak görülmektedir.

Cerrahinin Bağlantılı Tıbbi Durumlara Etkisi

Kilo kaybı sağlayan cerrahinin, uyku apnesi, diyabet, yüksek kan basıncı ve yüksek kolesterol gibi durumları iyileştirdiği rapor edilmiştir. Ameliyat sonrasında pek çok hastanın ruh halinde ve diğer psikososyal fonksiyonlarında iyileşme kaydedilmiştir. Laparoskopik yaklaşım, açık yaklaşıma benzer şekilde gerçekleştirildiğinden, uzun vadede görülen sonuçlar da aynı şekilde benzer olmaktadır.

Ne Tür Komplikasyonlar Görülebilir?

Ameliyat güvenli görülse de, her tür morbid ameliyatta olduğu gibi komplikasyon görülme olasılığı bu ameliyatta da vardır. Her tür laparoskopik obezite prosedürü için, anında operatif ölüm oranı, rapor edilen vaka serilerinde nispeten daha düşüktür (%2`den daha az). Öte yandan, yara enfeksiyonu, yara ayrılması, abse, barsakların tekrar birbirine bağlandığı yerde sızmalar, barsak perforasyonu, barsak obstrüksiyonu, marjinal ülser, pulmoner problemle ve bacaklarda kan pıhtılaşmaları gibi komplikasyonların oranı % 10 kadar yüksek hatta daha fazla olabilir. Ameliyat sonrasındaki dönemde, başka cerrahi müdahaleler gerektirebilecek problemler yaşanabilir. Bu problemler arasında kese dilatasyonu, devamlı kusma, mide yanması ya da kilo verememe sayılabilir. Nadiren cerrahinin bir komplikasyonu nedeniyle operasyonu tersine çevirmek gerekebilir. Sekonder cerrahide komplikasyon oranları ilk operasyon sonrasına kıyasla daha yüksektir.

  • Gastrik bypastan sonra B-12 vitamin, folik asit, demir gibi değerlerin eksiklikleri görülebilir. Gerekli vitamin ve gıda desteği alındığında genellikle bu durumun önüne geçilmiş olur. Gastrik bypasın bir diğer olası sonucu ise, `dumping sendromudur`. Dumping sendromu çok şekerli yiyecek ve içecekler alındıktan sonra karın ağrısı, kramp, terleme ve diyare ile karakterizedir. Çok şekerli gıdalar yemekten sakınmak bu semptomların önüne geçer. Malabsorptif operasyonlardan sonra, protein eksikliklerinin yanı sıra, gastrik bypastan sonra görülen besin yetersizlikleri de görülebilir. Yağ alımına bağlı olarak, malabsorptif operasyonlardan sonra diyare sıkça görülür.
  • Bu prosedürlerden herhangi birinden sonra hamile kalan kadınlarda, doktorlarının ve klinik bakım ekiplerinin özel ilgisine gerek vardır. Genelde laparoskopik yaklaşımın komplikasyon oranları, geleneksel açık operasyonlarınkine kıyasla daha az ya da eşittir. Obezite cerrahisinin ardından, hastalar değişen bir vücut görünümüne kendilerini alıştırmalı ve kendilerini yeniden yönlendirmelilerdir.
  • Her operasyonda olduğu gibi, komplikasyon riski her zaman mevcuttur. Ancak bu komplikasyonlardan birinin görülme riski, açık ameliyatta bu komplikasyonların görülme riskinden daha yüksek değildir.

Ameliyattan Sonra Neler Beklenir?

Laparoskopik prosedürden sonra genellikle 1 ila 3 gün arasında hastanede kalınır. Burnunuzdan bir tüp geçirilebilir ve bu tüp çıkarılana kadar yemeye ve içmeye izin verilmeyebilir. Ameliyatın olduğu gece yatakta olmamalısınız, bir sandalyede oturmalısınız, ertesi gün de yürümelisiniz. Nefes egzersizlerine katılmanız gerekecek. İhtiyacınız olduğunda ağrı kesici alacaksınız.

  • Ameliyat sonrası ilk ya da ikinci günde mide röntgeni çekilebilir. Yemek yemenize izin verilmeden önce, midenin dikişlerinin uygun olduğunu anlamak için cerrah X ışını yöntemini kullanır. Herhangi bir sızıntı ya da tıkanıklı yoksa (genelde böyledir), her saatte bir sıvı almanıza izin verilir. İçtiğiniz suyun miktarı gittikçe arttırılacaktır. Bazı cerrahlar bebek maması ya da `püre` tipi besinler almanıza izin verir. Eve dönmenizden yaklaşık bir , iki hafta sonrasında doktor durumunuzu değerlendirene kadar sıvı ya da püre diyetine devam edeceksiniz.
  • Hastalar yürümeleri ve hafif işler yapmaları için cesaretlendirilir. Ameliyat sonrasında eve döndükten sonra da nefes egzersizlerine devam etmek gerekir. Laparoskopik ameliyat sonrasında ağrı, genellikle hafiftir ancak bazı hastalar ağrı kesiciye ihtiyaç duyabilir. İlk takip muayenesinde, doktorunuz diyetle ilgili her türlü değişikliği sizinle görüşecektir.
  • Ameliyattan sonra, doktorunuzun talimatlarını izlemeniz çok önemlidir. Çoğu kişi birkaç gün içinde kendilerini iyi hisseder ancak unutmayın ki iyileşmek için vücudunuzun zamana ihtiyacı vardır. Muhtemelen bir ya da iki hafta içinde normal faaliyetlerinizin çoğuna geri dönebilirsiniz. Bu faaliyetler arasında duş almak ,araba kullanmak, merdiven çıkmak, çalışmak ve hafif egzersiz sayılabilir.
  • Ameliyattan iki hafta sonra takip muayenesi için randevu almalısınız.

Doktorunuzu Ne Zaman Aramalısınız?

  • 39 derecenin üzerinde devamlı ateş
  • Kanama
  • Karındaki şişliğin ya da ağrının artması
  • Devamlı bulantı ya da kusma
  • Üşüme/titreme
  • Devamlı öksürük, nefes kesilmesi
  • Birkaç hafta içinde geçmeyen yutma güçlüğü
  • Herhangi bir insizyondan drenaj
  • Baldırın şişmesi ya da bacakta hassasiyet

READ MORE

Gastroözefagial Reflü

Gastroözefagial Reflü(GÖRH) Hastalığı Nedir?

“Heart burn”; göğüs kafesi arkasında hissedilen şiddetli ağrı sindirim sistemi problemlerinde ortaya çıkan bir şikayeti tanımlamak için kullanılan tıbbi bir terimdir. Bu şikayet genellikle GÖRH`ün bir bulgusudur. Şiddetli yanma şeklinde hissedilen bu bulgunun nedeni mide asidinin özefagusa(yemek borusu) kaçması sonucunda gelişir. Bu yanma, kesilme hissi kaburgalarla boyun arasında hissedilir. Ülkemizde yetişkin bir çok insanımız bu konforsuz, acı veren durumu ayda en az bir kere yaşamaktadır. GÖRH`de bulantı, yutkunmada zorluk, özelikle sabahları olan kronik öksürük ve hırıltılı solunum şikayetleri de olabilir.

GÖRH Nedeni Nedir?

Yemek yediğinizde yiyecekleri midenize ileten yemek borusuna özefagus denir. Özefagusun mideyle birleştiği yerde özefagusu çepeçevre saran kas tabakasından oluşan bir kapakçık sistemi vardır ve buna alt özefagus sifinkteri denir (LES:lower esophageal sphincter). Normalde yutma gerçekleştikten sonra asidik mide içeriğinin özefagusa kaçmasını engelemek için LES kapanır. GÖRH LES`in fonksiyonunu yapamaz hale gelmesi sonucu asidik mide içeriğinin alt özefagusa kaçmasıyla gelişir. Bu irritasyon ve inflamasyon özefagusta yanma hissine ve en nihayetinde ciddi zararlara yol açar.

GÖRH`ün Oluşmasına Yardımcı Faktörler Nelerdir?

Bazı insanlar doğuştan zayıf bir LES`e sahiptir. Ayrıca yağlı ve baharatlı yiyecekler, kullanılan bazı ilaçlar, dar elbiseler, sigara, alkol, zor egzersizler ve vücut pozisyonundaki değişiklik LES`te gevşemeye yol açarak reflü gelişimine katkıda bulunabilir.

GÖRH`ün Tedavisi Nasıldır?

GÖRH tedavisi üç basamaklı tedavi protokolü izlenerek gerçekleştirilir.

● Yaşam alışkanlıklarında değişiklik yaparak:
Bazı hastalarda diyet, sigara ve alkol alımının azaltılması, uykunun düzenlenmesi ve anti asit tedavisiyle şikayetlerinde azalma sağlanabilir.
● İlaç tedavisi:
Şikayetler yaşam tarzında değişikliğe rağmen düzelmediyse ilaç tedavisi kaçınılmazdır. Mide asidini nötralize eden antiasit ilaçlar ve asid üretimini engelleyici ilaçlar medikal tedavide kullanılır. Bu her iki ilaç etkili bir şekilde şikayetlerin sona ermesini sağlayabilir. Özefagusta oluşan irritasyon ve hasarın iyileşmesini de sağlar. Bu tedavi için cerrahınızla görüşmelisiniz.
● Cerrahi tedavi:
Hastanın yaşam alışkanlığında değişiklik yapmasına ve ilaç tedavisine rağmen şikayetlerin azalmaması veya sürekli ilaç kullanma ihtiyacı duyması, yaşamsal aktivitelerinin engellenmesi durumunda cerrahi tedavi uygulanır. GÖRH`ün tedavisinde “cerrahi” çok etkili bir yöntemdir.

Laparoskopik Metodun Avantajları Nelerdir?

  • Ameliyat sonrası ağrının az olması
  • Hastanede yatma süresinin kısalığı(1 gün)
  • İşe dönüş süresinin azalması
  • İyi kozmetik sonuç

Laparoskopik Antireflü Cerrahisi Öncesi Ne Yapılmalı?

  • Cerrahınız size potansiyel riskleri anlatacak ve ameliyat için sizden yazılı kabul kağıdı alacaktır.
  • Operasyon öncesi hazırlık kan tetkikleri, akciğer filmi ve kalp grafiği(EKG)ni içerir.
  • Ameliyat gününden bir gün önce veya gecesi duş almanız önerilir.
  • Operasyondan önceki geceden itibaren yemek yememeli veya bir şeyler içmemelisiniz. Cerrahınızın bilgisi dahilinde almanız gereken ilaçları az su ile içebilirsiniz.
  • Aspirin, kan sulandırıcı ilaçlar, vitamin E, ağrı kesiciler gibi ilaçlar kullanıyorsanız bunları cerrahınıza bildirin. Bu ilaçların operasyondan 1 hafta öncesi kesilmesi gereklidir.
  • Diyet ilaçlarının ameliyattan 2 hafta önce kesilmesi gerekir.
  • Sigara içiminin bırakılması gerekirse bırakmak için yardım alınması gerekir.

Ameliyat Günü Ne Yapılmalıdır?

  • Operasyon için gerekli ilaçların ve serumun verilmesi için küçük bir damar yolu açılacaktır.
  • Ameliyat öncesi gerekli ilaçlar verilecektir.
  • Ameliyat genel anesteziyle yapılacaktır ve siz bu süre boyunca uyuyacaksınız.
  • Operasyonu takiben odanıza uyanmış olarak gönderileceksiniz.
  • Ameliyat günü hastanede kalacaksınız. Genellikle bir sonraki gün öğleden sonra taburcu olunur ancak gerektiğinde bu süre uzayabilir.

Laparoskopik Antireflü Cerrahisi Nasıl Yapılır?

  • Laparoskopik antireflü cerrahisinin(sıklıkla yapılan Nissen fundoplikasyondur) amacı mide ile özefagus arasındaki kapakcık sistemini yeniden yapılandırmaktır. Operasyon midenin üst kesiminin özefagusun alt kısmının etrafına sarılmasıyla gerçekleştirilir.
  • Karın içerisi karbondioksit gazı ile şişirildikten sonra cerrah yaptığı küçük insizyonlardan(1-1,5cm) operasyon aletlerini ve bir adet özel video kamerayı karın içerisine sokar.
  • Operasyon monitörlerden cerrahi saha görülerek laparoskopik aletlerle yapılır.

Laparoskopik Antireflü Cerrahisi Nasıl Yapılır?

  • Laparoskopik antireflü cerrahisinin(sıklıkla yapılan Nissen fundoplikasyondur) amacı mide ile özefagus arasındaki kapakcık sistemini yeniden yapılandırmaktır. Operasyon midenin üst kesiminin özefagusun alt kısmının etrafına sarılmasıyla gerçekleştirilir.
  • Karın içerisi karbondioksit gazı ile şişirildikten sonra cerrah yaptığı küçük insizyonlardan(1-1,5cm) operasyon aletlerini ve bir adet özel video kamerayı karın içerisine sokar.
  • Operasyon monitörlerden cerrahi saha görülerek laparoskopik aletlerle yapılır.

Eğer Operasyon Laparoskopik Olarak Yapılamazsa Ne Yapılır?

Çok az sayıda hastada laparoskopik metod organların yetersiz görüntülenmesi ve/veya aletlerle tutulamaması nedeniyle açık prosedüre geçmek zorunda kalınır. Açık prosedüre geçme oranının fazla olduğu durumlar şunlardır; obezite, daha önce geçirilmiş karın ameliyatları ki bunlar karın içi organlarda ciddi yapışıklıklara yol açar ve operasyon sırasında geçekleşen ciddi kanamalar. Açık prosedürün uygulanma kararını cerrahınız operasyondan önce veya operasyon sırasındaki duruma göre verecektir. Cerrah laparoskopik prosedürden açık prosedüre geçişin daha güvenli olduğunu düşündüğü zaman bu bir komplikasyon anlamına gelmez. Bu güvenlilikle ilgili bir karardır. Kapalı prosedürden açık prosedüre geçme kararı tıbbın en temel kuralı olan hasta güvenliği ve hastaya zarar vermeme kuralını esas alır.

Ameliyat Sonrası Sizi Neler Bekliyor?

  • Hastalara ameliyat sonrasında evde düşük aktivitede bulunmaları önerilir.
  • Ameliyat sonrasında hafif düzeyde ağrılarınız olabilir. Az sayıda hastanın ağrı kesici ilaç kullanması gerekmektedir.
  • Ameliyat sonrası genellikle anti reflü ilaçlarına ihtiyaç duyulmaz.
  • Bazı cerrahlar cerrahi işlem sonrası hastalarına modifiye bir diyet uygularlar. Sıvı gıdadan katı gıdaya kademeli geçişi önerirler. Bunu cerrahınıza sorunuz.
  • Kısa sürede normal yaşamsal aktivitenize döneceksiniz. Bu aktiviteler yıkanma, yüzme, merdiven çıkma, bir şeyler kaldırma, çalışma ve seksüel aktiviteyi içerir.
  • İlk takibiniz operasyondan 1 hafta sonradır.

Bu Operasyonun Yan Etkileri Nelerdir?

Yapılan çalışmalar göstermiştir ki operasyon geçiren hastaların büyük çoğunluğunda GÖRH`e ait semptomlar tamamen geçmiş ya da en aza inmiştir.

  • Bazı hastalarda ameliyat sonrası geçici yutma güçlüğü gelişir. Bu operasyondan sonra 1 ile 3 ay içerisinde geçer.
  • Az sayıda hastada özefagusta gelişen darlık nedeniyle endoskopik dilatasyon ihtiyacı doğar. Ender hastada ikinci bir operasyon gerekli olabilir.
  • Bazı hastalarda geğirme ve bulantı hissi ameliyat sonrasında görülebilir.
  • Operasyonun başarısızlığı çok nadir olarak bildirilmiştir.

Ne Tür Komplikasyonlar Görülebilir?

Laparoskopik antireflü cerrahisi güvenle uygulanabilir bir prosedürdür. Komplikasyonlar her operasyonda olduğu gibi bu ameliyatta da gelişebilir. Gelişebilecek komplikasyonların bir kısmı şunlardır,

  • Genel anestezik maddelere karşı reaksiyon
  • Kanama
  • Özefagus, dalak, mide, ve karın içi diğer organların yaralanmaları.
  • Yara yeri enfeksiyonu, karın içi enfeksiyon ve sepsis.
  • Daha az sıklıkla görülen diğer komplikasyonlar.

Ne Zaman Doktorunuzu Aramalısınız?

  • Ne zaman doktorunuzu aramalısınız?
  • Kanama
  • Karında artan şişkinlik
  • Ağrı kesicilerle geçmeyen ağrı
  • Dirençli bulantı ve kusma
  • Şiddetli üşüme, titreme
  • Yara yerinden iltihabi akıntı
  • Yara yerinde kızarıklığın giderek artması
  • Bir şeyler yiyememe ve içememe

READ MORE

Kolesistektomi

Kolesistektomi

Laparoskopik Cerrahi Nedir?

Ameliyatların karın derisi üzerine büyük kesiler yapılmadan, küçük deliklerden yapılması işlemidir. Halk arasında kansız ameliyatlar olarak bilinirler.

Laparoskopik Kolesistektomi Nedir?

Safra kesesinin çıkartılması işlemidir. İşlem tek bir büyük kesi yerine birkaç küçük delikten yapılır. Halk arasında kansız safra kesesi ameliyatı diye de adlandırılır. Laparoskop , ince uzun, ucunda kameranın olduğu bir tüptür. Kamera ile cerrah safra kesesini bir TV ekranında izleyerek operasyonu gerçekleştirir. Safra kesesi küçük bir delikten karın dışarısına alınır.

Safra Kesesi

  • Karaciğerin sağ alt kısmında bulunan armut şeklindeki organ safra kesesidir.
  • Temel görevi, karaciğerin ürettiği bir sindirim sıvısı olan safrayı toplamak ve yoğunlaştırmaktır. Safra, yemek yendikten sonra, sindirime yardımcı olması için safra kesesinden salgılanır. Safra, dar ve tüp şeklindeki kanallardan (safra kanallarından) ince barsağa doğru ilerler.
  • Safra kesesinin alınması pek çok kişide sindirimle ilgili bir bozukluluğa yol açmamaktadır.

Safra Kesesi sorunlarının sebebi nedir?

  • Safra kesesi sorunlarının nedeni genellikle safra kesesi taşlarının varlığıdır: Safra taşları, safra kesesinde ya da safra kanalında oluşan safra tuzları ve kolesterolden oluşan küçük ve sert kütlelerdir.
  • Bazı kişilerde neden safra kesesi taşı oluştuğu bilinmemektedir.
  • Safra kesesi taşını önlemenin bilinen bir yöntemi bulunmamaktadır.
  • Bu taşlar, safranın safra kesesi dışına akışına engel olabilir, böylece safra kesesi şişer, karın ağrısı, kusma, hazımsızlık ve zaman zaman ateş görülebilir.
  • Safra kesesi taşı ana safra kanalını tıkarsa, sarılık görülebilir.

Bu sorunlar nasıl ortaya çıkarılır ve nasıl tedavi edilir?

  • Safra kesesi taşlarını bulmak için genellikle ultrason kullanılır.
  • Daha kompleks bazı durumlarda, diğer x-ışını testleri, safra kesesi hastalığını değerlendirmek için kullanılabilir.
  • Safra kesesi taşları kendi kendilerine yok olmazlar. Bazıları geçici olarak ilaçlarla ya da yağ alımını azaltacak bir diyet uygulayarak ortadan kaldırılabilir. Bu tedavinin başarı oranı düşüktür ve kısa süreli bir başarı sağlar.
  • Safra kesesinin cerrahi yolla alınması, safra kesesi hastalığını tedavi etmenin en güvenli ve zaman açısından en uygun yoludur.

Ameliyatı laparoskopik olarak gerçekleştirmenin avantajları nelerdir?

  • On ile onbeş cm.lik bir insizyon yerine, bu ameliyatta karında sadece dört küçük açıklık oluşturulur.
  • Genellikle hastalarda ameliyat sonrası ağrı minimal düzeydedir.
  • Açık safra kesesi ameliyatı geçiren hastalara kıyasla, bu ameliyat sonrasında hastalar daha çabuk iyileşmektedir.
  • Hastaların çoğu bir gün içerisinde taburcu edilir ve normal faaliyetlerine daha çabuk geri dönebilirler.

Safra kesesinin laparoskopik olarak alındığı ameliyat sizin için uygun mu?

Laparoskopinin pek çok avantajı olmasına rağmen, daha önceden karın ameliyatı geçirmiş ya da önceki dönemlere ait bazı tıbbi koşullara sahip olan hastalar için bu ameliyat uygun olmayabilir.

Laparoskopi konusunda eğitim almış bir cerrah ile birlikte kendi doktorunuzla yapacağınız tıbbi değerlendirme sayesinde safra kesesinin laparoskopik olarak alındığı bu ameliyatın sizin için uygun olup olmadığına karar verebilirsiniz.

Nasıl bir hazırlık gerekir?

  • Laparoskopi ameliyatı öncesinde yapılması gereken muhtemel hazırlıklar aşağıda sıralanmıştır ancak her hasta ve doktorun kendine has bir durumu olduğundan, ortaya farklı tablolar çıkabilir:
  • Ameliyat öncesi hazırlık, yaş ve tıbbi duruma bağlı olarak, kan değerleri, tıbbi değerlendirme, göğüs röntgeni ve EKG gerektirir.
  • Cerrah, sizinle birlikte olası risk ve faydaları değerlendirir ve daha sonra ameliyat için sizin yazılı onay vermeniz gerekir.
  • Ameliyattan önceki gece yarısından sonra, hiçbir şey yememeli ve içmemelisiniz. Yalnızca cerrahın ameliyat sabahı biraz su ile alabileceğinizi söylediği ilaçları alabilirsiniz.
  • Aspirin, kan inceltici ilaçlar, anti-inflamatuvar ilaçlar (arthritis ilaçları), ameliyattan birkaç gün ya da bir hafta öncesinde geçici olarak kesilmelidir.
  • Diyet ilaçları ameliyattan önceki iki hafta boyunca alınmamalıdır.
  • Sigarayı bırakın ve size yardımcı olması için evde ihtiyacınız olan düzenlemeleri yapın.

Safra kesesinin laparoskopik olarak alındığı ameliyat nasıl yapılır?

  • Genel anestezi uygulanır ve ameliyat boyunca hasta uykuda kalır.
  • Kanül (dar, tüp şeklinde alet) kullanarak cerrah göbek deliği bölgesinden karna girer.
  • Özel bir kameraya bağlı olan laparoskop (küçük bir teleskop) kanül aracılığı ile içeri sokulur böylece cerrah hastanın iç organlarını televizyon ekranından büyütülmüş olarak görebilir.
  • Diğer kanüller, cerrahın safra kesesini çevre dokulardan dikkatle ayırabilmesi ve açıklıklardan birini kullanarak dışarı çıkarabilmesi için vücuda sokulur.
  • Safra kanallarında bulunabilen taşların yerini ya da yapıları belirlemek için, pek çok cerrah kolanjiyografi kullanır.
  • Ana safra kanalında bir ya da daha fazla taş bulunursa, cerrah bunları özel bir endoskop ile çıkarabilir, ikinci bir minimal invazif ameliyatla daha sonra çıkarmayı tercih edebilir ya da tüm taşları çıkarmak için o sırada ameliyatı açık bir ameliyata dönüştürebilir.
  • Safra kesesi çıkarıldıktan sonra, küçük insizyonlar bir ya da iki dikişle veya bant ile kapatılır.

Ameliyat laparoskopik gerçekleştirilemezse ya da tamamlanamazsa ne olur?

Çok az sayıda hastaya laparoskopik metot uygulanamamaktadır. “Açık” prosedür uygulama ya da bu metoda yönelme olasılığını arttıran faktörler arasında obezite, ciddi yara dokusuna neden olan daha önceden geçirilmiş bir karın ameliyatı hikayesi, organların görülemiyor olması ya da ameliyat sırasında kanama sayılabilir.

Açık ameliyat yapma kararı, ameliyat öncesinde ya da sırasında cerrah tarafından verilen bir karardır. Cerrah, laparoskopik prosedürden açık ameliyata geçmenin daha güvenli olduğunu düşünüyorsa, bu bir komplikasyon olarak değil mantıklı bir karar olarak değerlendirilir. Açık ameliyata geçme kararı kesinlikle hastanın güvenliği için verilir.

Safra kesesi ameliyatından sonra neler beklenilir?

  • Safra kesesinin alınması ciddi bir karın ameliyatıdır ve sonrasında belli bir düzeyde ağrı görülecektir. Bulantı ve kusma sık yaşanan durumlardır.
  • Sıvılar ya da bir diyet tolere edildiğinde, hasta laparoskopik safra kesesi ameliyatını geçirdiği gün ya da ertesi gün taburcu edilir.
  • Faaliyetler hastanın kendini nasıl hissettiğine bağlıdır. Hastadan yürümesi istenir. Ameliyattan sonraki gün hastalar kıyafetlerini çıkarabilir ve duş alabilir.
  • Araba kullanma, merdiven çıkma, ağırlık kaldırma ya da çalışma gibi çeşitli normal faaliyetlere muhtemelen bir hafta içerisinde başlayabilirler.
  • Hasta eve döndüğünde genellikle iyileşme progresiftir.
  • Ateş başlangıcı, sarı deri ya da gözler, gittikçe kötüleşen karın ağrısı, şişlik, devamlı bulantı, kusma ya da insizyondan akıntı bir komplikasyonun habercisi olabilir. Bu gibi durumlarda doktorunuzla irtibata geçmelisiniz.
  • Safra kesesinin laparoskopik olarak alındığı tip bir ameliyat geçiren hastaların çoğu, ameliyatın ertesi günü taburcu edilirler. Hatta bazıları ameliyat oldukları gün içerisinde evlerine gönderilirler.
  • Hastaların çoğu, yaptıkları işe bağlı olarak laparoskopik ameliyattan sonra yedi gün içerisinde işlerine dönebilirler. İdari ya da masa başı işi yapan hastalar birkaç gün içerisinde işlerine dönebilirken, manuel güç ya da ağır yük kaldırma gerektiren işlerde çalışanlar daha uzun sürede işlerine dönebilirler.
  • Açık ameliyat geçirenlerin normal faaliyetlerine dönmesi ise dört ila altı haftayı bulur.
  • Ameliyattan iki hafta sonrası için cerrahınızdan randevu alın.

Ne tür komplikasyonlar görülebilir?

  • Her ameliyatın çeşitli riskleri vardır ancak laparoskopik safra kesesi hastalarının büyük bir çoğunluğunda çok az komplikasyon görülmüş ya da hiç görülmemiştir, yine pek çoğu normal faaliyetlerine çabuk dönmüşlerdir. Gerek laparoskopik gerekse açık, her tür ameliyattan önce doktorunuza o alandaki eğitim ve tecrübesini sormayı unutmayın.
  • Laparoskopik kolesistektomi komplikasyonları sık görülmez, ancak bu komplikasyonlar arasında kanama, enfeksiyon, pnömoni, kan pıhtılaşması ya da kalp problemleri sayılabilir. Ana safra kanalı ya da ince barsak gibi komşu yapılar istenmeyen hasarlar görebilir ve bu durumun giderilmesi için ayrı bir ameliyat gerekebilir. Karaciğerden barsağa giden safra kanallarından istenmeyen hasarlanma sonucunda safra sızması nadir olarak görülür.
  • Pek çok çalışmanın sonucuna göre, laparoskopik safra kesesi ameliyatı için komplikasyon oranı, gerekli eğitimi almış bir cerrah tarafından gerçekleştirildiğinde, açık safra kesesi ameliyatı komplikasyon oranlarından çok daha düşüktür.

Ne zaman doktorunuzu aramalısınız?

  • 39 derecenin üzerinde devamlı ateş
  • kanama
  • gittikçe artan karın şişliği
  • ilaçlarınızın azaltamadığı bir ağrı
  • devamlı bulantı ve kusma
  • titreme/üşüme
  • devamlı öksürük ya da nefes kesilmesi
  • herhangi bir insizyondan cerahatli akıntı
  • insizyon etrafında gittikçe artan ya da büyüyen kızarıklık
  • sıvı ya da katı bir şey yiyememe

READ MORE

Üst GİS

Üst GİS

Üst GIS endoskopi (gastroskopi, ÖGD ya da ösefagogastroduodenoskopi olarak da bilinir.); yemek borusu, mide, ve oniki parmak barsağını cerrahınızın görerek incelemesini sağlayan bir yöntemdir. Küçük parmağınızdan daha ince, bükülebilen ışıklı bir tüp ağzınızdan geçerek yemek borusu, mide ve on iki parmak barsağınızı incelemeyi sağlar.

Üst GİS Endoskopi Neden Yapılır?

Karın ağrısı, bulantı, kusma, yutma güçlüğü ve yanma gibi belirtilerin nedenini araştırmak için yapılır. Özellikle üst gastrointestinal sistemden kanama durumlarında, kanamanın yerini ve sebebini bulmak için mükemmel bir yöntemdir. Yemek borusu, mide, ve oniki parmak barsağında olabilecek inflamasyon (gastrit, ösefajit…gibi), ülser ya da tümörleri göstermede X-ışınlarından (direkt karın grafiği, bilgisayarlı tomografi…gibi) daha başarılıdır. Endoskopi ile erken evre kanserler de yakalanabilir. Şüpheli bölgelerden yapılan biyopsilerle kesin tanılara ulaşılabilir. Biyopsi, endoskopi için özelleştirilmiş aletler kullanılarak alınır. Biyopsi birçok sebeple alınabilir; biyopsi alınması sadece , kanser şüphesi ya da varlığını göstermez.

Endoskop içinden geçen aletler ile birçok lezyona müdahale edilebilir. Endoskopi ile; uygun hastalarda darlıkların genişletilmesi, poliplerin çıkartılması, GIS’te kalan yabacı cisimlerin çıkartılması gibi işlemler oldukça başarılıdır ve hasta için oldukça konforlu işlemlerdir.

Gerekli Hazırlıklar Nelerdir?

  • Mide tamamıyla boş olmalıdır. En az sekiz saat önceden itibaran yiyecek ya da içecek tüketilmemelidir.
  • Kullanılan ilaçların, dozlarının ayarlanması gerekebilir. Tüm kullandığınız ilaçları ve ilaç alerjilerinizi bu yüzden doktorunuza bildiriniz.
  • Aspirin,Vitamin-E, anti-inflamatuvar, kan incelticiler,insülin gibi ilaçlar önce doktorunuza detaylı olarak bildirmek gereklidir. Örneğin; diş çekimi gibi bir işlem öncesinde antibiyotik kullanımı gerekiyorsa Endoskopi öncesinde de gereklidir.
  • Önemli kalp ya da akciğer hastalığı olan hastalara özellikli bakım gerekmektedir.
  • İşlem çoğunlukla, sedasyon altında gerçekleşmektedir. Bu ilaçlar, reflekslerinizin yavaşlamasına yol açar

İşlem Sırasında Yapılanlar Nelerdir?

Boğazınıza lokal anestezili sprey sıkılarak işlem kolaylaştırılır. Yan ya da sırt üstü yatarak yapılan işlem sırasında ağzınızdan daha önce bahsedilen özelliklerdeki tüp ile geçilerek yemek borusuna ulaşılır. Özellikle mide hava ile şişirilerek inceleme kalitesi arttırılır. İşlem genelde 10-60 dakika sürer. İşlem sırasında hastaların çoğu uykuya dalarken, çok az bir kısmı rahatsız bulmaktadır.

İşlem Sonrasında Yapılacaklar Nelerdir?

İşlem sonrasında 1-2 saat dinlenme sağlanarak özellikle sakinleştirici ilaçların vücuttaki etkilerinin azalması beklenmelidir.

Birkaç saat süre boğaz ağrısı, ve yutkunma güçlüğü izlenebilir.

Aksi söylenmedikçe işlem öncesi diyete ve ilaçlara devam edilmelidir. İşlem günü yüksek dikkat isteyen, önemli kararların alınacağı işlerden kaçınılması gerekmektedir.

Hangi Komplikasyonlar Görülebilir?

Genellikle oldukça güvenilir yöntemler olsalar da komplikasyon ihtimallerini akılda bulundurmak gerekmektedir. Polipektomi sonrası, kanama kontrolü sonrası nadir de olsa komplikasyonlar görülebilir. Unutulmamalıdır ki, oluşabilecek komplikasyonların erken saptanması hayat kurtarıcıdır. Şu durumlarda hemen cerrahınızla kontak kurunuz: Yutma güçlüğü, artan boğaz ağrısı, göğüs ağrısı, ciddi karın ağrısı, ateş ya da rektal kanama.

READ MORE

Alt GİS

Alt GİS

Kolonoskopi (Alt GİS) Nedir?

Cerrahın rektum(Kalın barsağın anüse açıldığı son 12-15cm`lik kısmı) ve kalınbarsağın lümenini(iç kısmını) incelemesine imkan sağlayan bir yöntemdir. Yumuşak ve kıvrılabilir, ucunda video kamera olan tüp/hortumla anüsten nazikçe girilerek rektum ve tüm kalın barsak incelenir.

Kolonoskopi (Alt GİS) Neden Yapılır?

Kolonoskopi sıklıkla şu nedenlerden dolayı yapılır;

  • Rutin kanser taraması
  • Bilinen polipi olan hastalar veya polipektomi için
  • Cerrahi öncesi ve/veya sonrasında
  • Makattan kanama ve/veya değişen barsak alışkanlığının araştırılması için
  • Bilinen kalın barsağın inflamatuar hastalıklarının (Ülseratif kolit, crohn) takibi ve değişimin araştırılması için

Gerekli Hazırlıklar Nelerdir?

Rektum ve kalın barsak gaita ve artıklarından tam olarak temizlenmelidir. Barsak hazırlığı özel temizleyici solüsyonlar veya birkaç gün alınan temizleyici sıvılardan, laksatif ve lavmandan ibarettir. Cerrahınız veya yardımcısı size bunun egitimini verecektir. Cerrahınızın önerilerini dikkatle uygulayın. Eğer tam bir temizlik sağlanamazsa kolonoskopi güvenilir olamaz, belki de yapılamaz. Siz eğer barsak temizliğini yapamazsanız cerrahınızla irtibata geçin.

Genellikle kullanılan ilaçlara devam edilir. İlaçlarınız arasında aspirin, vitamin E, ağrı kesiciler, kan sulandırıcılar ve insülin varsa bunlardan cerrahınızı haberdar edin. Özellikle dişle ilgili girişimlerde antibiyotik ihtiyacınız oluyorsa bunu mutlaka cerrahınıza söyleyin çünkü kolonoskopi öncesi antibiyotik almanız gerekebilir.

İşlem sırasında sedasyon uygulanacağından randevunuza yalnız gelmemeniz önerilir. Sedasyon gün boyu sizin karar vermenizi ve reflekslerinizi zayıflatacağı için araba sürmemeli, makine kullanmamalı ve dikkat gerektiren işlerden ertesi güne kadar kaçınmalısınız.

Kolonoskopi Sırasında Neler Beklenmelidir?

Prosedür genellikle kolay tolere edilir. Fakat karında basınç hissi, gaz hissi ve kramp tarzında ağrı sıklıkla hastalarca hissedilir. Cerrahınız sizi rahatlatmak için işlem öncesinde rutin olarak damardan sedasyon ilaçları verir. Kolonoskopi sırasında kalın barsağın incelenebilmesi için sizden yan veya sırt üstü yatmanız istenecektir. Kalın barsağın dikkatli incelenmesi için bazı yardımcı aletler kolonoskopun içerisinden yerleştirilebilir. Kolonoskopi 15 ile 60 dakika arasında sürecektir. Ender de olsa bazı durumlarda kolonoskopide görüntüleme sağlanamayabilir. Böyle durumlarda kalın barsak grafisi ile inceleme planlanacaktır.

Kolonoskopide Anormal Bir Görünümde Ne Yapılır?

Eğer cerrah bir bölgenin detaylı incelenmesini istiyorsa o bölgeden biyopsi alır. Biyopsi patolojide detaylı olarak değerlendirilir. Biyopsi kolonoskop içerisinden ilerletilen özel aletlerle alınır, işlem ağrısızdır. Polipler genellikle çıkartılırlar(Polipektomi).. Cerrahınız aksi bir görüş bildirmediği sürece polipler genellikle iyi huyludur. Polipektomi yakma veya snare(özel bir metal halka) yardımıyla yapılır. Biyopsi alımı kanser oluşumuna yol açmaz, bununla birlikte kalın barsak polipleri çıkartılması gelecekte oluşacak kanserlerin önlenmesi için önemlidir.

Kolonoskopi Sonrası Ne Yapılmalıdır?

Cerrahınız sonucu işlemden hemen sonra veya bir sonraki kontrolünüzde size bildirecektir. İşlem sonrasında hafif düzeyde kramp tarzında ağrı ve işlem sırasında verilen havadan dolayı karında şişlik ve gaz hissi duymanız normaldir. Bu hislerin çoğu hızlı bir gaz çıkışı sağlandıktan sonra kaybolacaktır. Normal yeme-içme aynı gün içerisinde olacaktır. Ancak kullanılan sedatif ilaçlar nedeniyle araba kullanmamalı dikkat gerektirici işlerden kaçınmalısınız. Sedatif ilaçlar dikkati ve refleksleri zayıflatır.

Eğer Kolonoskopide polip bulunmuşsa işlemin tekrarlanma ihtiyacı olabilir. Cerrahınız kolonoskopinin ne kadar sıklıkla yapılacağını size açıklayacaktır.

Gelişebilecek Komplikasyonlar Nelerdir?

Kolonoskopi ve biyopsi özel eğitim almış deneyimli cerrahların elinde son derece güvenli bir işlemdir. Komplikasyon çok nadir de olsa gelişebilir. Bunlar biyopsi sahasında kanama, barsak duvarında perforasyon(delinme)dur. Eğer perforasyon gelişirse cerrahınız deliğin onarılması için sizi acil karın ameliyatına alabilir. Kanamalarda çok nadir olarak kan transfüzyonu gerekir. Sedatif ilaçlara karşı reaksiyon nadiren de olsa gelişebilir. Damar yolunda sık olmamakla birlikte ilaçlara karşı reaksiyon ve şişme meydana gelebilir.

İşlem sonrası ciddi karın ağrısı, ateş, titreme olursa ve yarım bardaktan fazla makattan kanama veya birkaç gün süren kanamalarda doktorunuzu acilen arayın.

READ MORE

Tip 2 Diyabette Cerrahi Çözüm Olur Mu?

Tip 2 Diyabette Cerrahi Çözüm Olur Mu?

Uluslararası Diyabet Örgütünün verilerine göre her 11 yetişkinden birisi diyabetli ve bu 415 milyon kişiye karşılık geliyor. Bu rakam giderek artmaya devam ediyor. Devlet sağlık bütçelerindeki harcamaların %12’si diyabetik hastalar için yapılıyor. Her 6 saniyede 1 kişi diyabet ve buna bağlı gelişen hastalıklardan hayatını kaybediyor. Diyabet görülme sıklığı 2015 verilerine göre %7.2-11.4. Harcanan para 673 milyar dolar. Diyabetlerin %90’ı tip 2 diyabet. 40-59 yaşlarında görülme sıklığı artıyor ve her 2 diyabetliden birisi diyabet olduğunu bilmiyor. Dünya nüfusunun 7.3 milyar olduğu düşünülürse 2035’de beklenen diyabetli insan sayısı 592 milyon kişi. Türkiye’de TURDEP’in yaptığı çalışmalarda, 1998 yılındaki diyabet sıklığı %7.2, günümüzdeki oran ise %16.2. Diyabetin bu kadar sık görülmesinin ana nedenleri arasında, toplumun yaşlanması, insanların daha çok gıda tüketip, daha az hareket etmeleri gibi nedenler var. Aynı çalışmada son 10 yıl içerisinde diyabetli insan sayısında % 90, obez insan sayısı da % 44 artmış. Türkiye’de obez insan sıklığı günümüz itibarı ile % 32 ve toplumun 2/3’ü fazla kilolu. Diyabeti sadece kan şekerinde yükseklik olarak görmemeli, aslında bir metabolik hastalık ve dünyanın karşılaştığı çözülmesi gerekli olan en ciddi sağlık problemlerinden birisi. Kan şekerinde yükseklik ciddi hastalıklara da neden olabiliyor. Bunlar arasında en sık görülenleri, retina hastalıkları ve körlük, parmak ve bacak kesilmeleri, kalp krizi ve felçler ile böbrek hastalıklarıdır.

İki tür diyabet tanımlanmıştır. Birincisi daha çok gençlerde görülen ve genetik kökeni olan Tip 1 diyabet ve ikincisi de erişkin grupta görülen obeziteye ve hareketsizliğe bağlı gelişen Tip 2 diyabettir. Diyabetlilerin %90’ı tip 2, %10’u tip 1’dir. Tip 2 diyabet mide bağırsak sistemi ile direkt bağlantılı olan diyabettir. Diyabetin öncelikle tedavisi tıbbidir. Tıbbi tedavide çeşitli ilaçlar kullanılır. Ayrıca ilaçlarla kontrol edilemeyen hastalarda insülin enjeksiyonları ile tedaviler yapılır.

Diyabetik hasta sıklığının giderek artması ve hazır gıdalarla, fast food türü beslenme alışkanlıkları ile kontrol edilemeyen diyabetik hastalar, yeni çözüm arayışlarını doğurmuştur. 2016 yılı başlarından itibaren diyabet tedavisi protokollerine diyabet cerrahisi veya metabolik cerrahi denilen yöntemlerde eklenmiştir.

Diyabet sıklığı aslında artan obez nüfus sıklığı ile doğru orantılı olarak artmaktadır. Başlangıçta obezite nedeni ile ameliyat edilen hastaların kilo kayıpları ile birlikte diyabetlerinin de düzelmeye başlaması metabolik cerrahi denilen kavramı da ön plana çıkarmıştır. Aslında tip 2 diyabetin en önemli nedeni olan fazla yağ oranının azaltılması problemin çözülmesi yönüyle önemlidir. Burada yapılan Sleeve Gastrektomi (tüp mide), gastrik by pass gibi yöntemlerle zayıflayan hastalarda diyabette düzelmektedir. Ancak daha sonraları, insülin regülasyonunda önemli yer tutan ince bağırsaklara yönelik girişimler ön plana çıkmaya başlamıştır. İnce bağırsakların son kısmından salgılanan GLP-1 ve ince bağırsak üst orta kısmından salgılanan GIP gibi hormonlar, insülin salgılanmasını ve etkisini artırmakta, GLP-1 aynı zamanda mide boşalmasını da geciktirerek tokluk hissi uyanmasına neden olmaktadır. İşte bu etkilerle sadece kilo kaybına bağlı diyabetin düzeltilmesi değil aynı zamanda bağırsaklardan salgılanan hormonların da daha çok aktive edilerek olaya katılmasına yönelik ameliyatlar uygulanmaya başlamıştır. Bunlara da Metabolik Cerrahi ismi verilmiştir.

Diyabet Tedavisi

Günümüzde artık diyabet tedavisindeki rehberlere de girmiş cerrahi tedavilerde hastalar şu kriterlere göre seçilmektedir.

1- Hastalar tip 2 diyabetik olmalıdırlar.

2- Tip 2 diyabetik olup da ilaçlar ve insülinle kontrol edilemeyen ve giderek daha fazla insülin ve ilaç kullanmak zorunda kalan hastalar olmalıdırlar.

Çeşitli ameliyat yöntemleri laparoskopik olarak uygulanmakta olup, bunlar Sleeve gastrektomi (Tüp mide), Gastrik by pass, doudenal switch, SADI-S, Partition, İleal interpozisyon gibi ameliyatlardır. Bu yöntemlerden hangisinin uygulanacağı hastaya göre deneyimli merkezlerdeki cerrahlar tarafından saptanırlar.

Cerrahi Yöntem

Cerrahi yöntemin seçiminde, fizyolojiyi en az bozan, en etkili yöntemlerden birisi seçilir.

Seçimde hastanın obezite derecesi önemlidir. 3 sınıflamada obezler kategorize edilirler.
– 1. sınıf obezite = Vücut kütle endeksi (VKİ) 30-35
– 2. sınıf obezite = VKİ 35-40
– 3. sınıf obezite = VKİ 40 ve üzeri

Bu sınıflamaya göre sadece fazla kilolarına bağlı diyabeti olan hastalarda yani 3.sınıf morbid obezlerde sadece Sleeve gastrektomi (tüp mide) ve benzeri yöntemler yeterli olurken, 2. ve 1.sınıf diyabetik ve kilolu hastalarda ince bağırsakların son kısmı olan ileum bölgesini ağızdan alınan gıdalarla erken temas ettirerek hormon uyarımını artıran Partition, SADI-S gibi operasyonlar tercih edilirler.

Diyabet tedavisi için yapılan obezite ameliyatları laparoskopik olarak uygulanırlar. Zorunlu olmadıkça açık operasyona başvurulmaz. Laparoskopik yöntemin ameliyat sonrasında daha az ağrı, daha hızlı işe dönme ve daha iyi kozmetik sonuç gibi avantajları vardır. Hastalar 3-4 gün hastanede yatabilirler. Obezite merkezlerinin bulunduğu, endokrin takibinin yapılabildiği deneyimli merkezlerde operasyonlarının yapılması çok önemlidir.

READ MORE

Fıtık Cerrahisi

Fıtık Nedir?

Karın duvarındaki zayıf bir alandan, karın içi organlarının bir kese içerisinde dışarı çıkmasıdır. Kadın ve erkeklerde olabilir. Doğuştan veya sonradan ortaya çıkabilir.

Fıtıklar zaman içerisinde giderek büyür , şişlik ve ağrı dışında daha ciddi şikayetlere neden olabilirler.

Fıtık Varlığı Nasıl Anlaşılır?

Fıtığın karın duvarında en sık görüldüğü yerler; Kasık (inguinal) bölgesi, göbek çevresi (umblikal) ve önceki yapılan insizyon bölgeleridir. Ağır kaldırmak, öksürmek, kabızlık gibi fonksiyonlara bağlı olarak cilt altında şişlik ve ağrı ile kendilerini kolayca belli ederler. Ağrı keskin ve birdendire başlar istirahat etmekle geçebilir. Bazen sürekli hale gelen ağrı, şişlik üzerinde kızarıklık ile devam edebilir bu tablo hemen hekime müracaatı gerektiren bir durumdur.

Neden İnsanlarda Fıtık Gelişir?

Karın duvarı üzerinde doğuştan zayıf fıtık olmaya uygun bölgeler vardır. Yaş, doğum yapma, geçirilmiş operasyon , ağır kaldırma gibi nedenlerle bu alanlardan fıtıklar gelişebilir. Herhangi bir kimsede herhangi bir zamanda fıtık gelişebilir. Çocuklarda fıtık gelişiminin nedeni kalıtımsal, erişkinlerde ise ağır kaldırma, güç idrar yapma, süregelen öksürük ve kabızlık gibi nedenlerdir.

Fıtık Nasıl Tedavi Edilir?

Fıtık hastalığının tedavisi cerrahidir. Bazı hastalar tedavi olarak kasık bağları ve benzeri aletleri kullanırlarsa da bunlar olası bir operasyonu güçleştirmekten başka bir işe yaramazlar.

Cerrahide geleneksel ve yeni (laparoskopik ) cerrahi teknikler kullanılır. Geleneksel (açık) cerrahi yöntem lokal(bölgesel) anestezi altında fıtık bölgesinin uyuşturulması ve bu bölgeye cerrahın tercihine göre bir yama ile veya yama kullanmadan gerçekleştirilir. Hastalar aynı gün hatta saatler içerisinde evlerine dönebilirler. Bazen de spinal (belden) anestezi ile de işlem gerçekleştirilir.

Laparoskopik fıtık onarımında ise ince bir laparoskop ve buna takılmış özel bir kamera kullanılarak karın üzerindeki bir delikten girilir. Fıtık bölgesi TV ekranında izlenerek bu bölgeye iki küçük delik yardımıyla bir yama yerleştirilir ve karın arka duvarına yerleştirilen bu yama, küçük cerrahi kıskaçlar ile bölgeye sabitlenir.

Bu teknik ile daha kısa sürede hasta iyileşir ve ameliyat sonrası ağrısı daha az olur.

Fıtığı Olan Her Hasta Laparoskopik Cerrahiye Uygun mudur?

Hastalar için uygun olan fıtık onarım yöntemini cerrah belirler. Laparoskopik fıtık onarımı bazen , hastanın geçirmiş olduğu operasyonlar ve tıbbi problemler nedeni ile uygun olmayabilir. Bu tür hastalarda lokal anestezi altında sentetik bir yama kullanılarak fıtık onarımları yapılabilir.

READ MORE

 

Recent Comments by admin

    No comments by admin