Akalazya hastalığı nadir görülen yemek borusu hareket bozukluğudur. Nedeni tam bilinmez , yutma güçlüğü ile kendini belli eder. Önce sıvı sonra sıvı ve katı gıdalara karşı yutma güçlüğü oluşur. İlerleyen zaman süreci içerisinde yemek yemek ve sıvı gıda almakta iyice zorlanan hastalar, kilo kaybederler.  Yutma güçlüğü bir çok yemek borusu hastalığı ile karışabilir. Bunlar kanserler, reflü hastalığı, divertiküller (cepcikler) gibi hastalıklardır.

Akalazya hastalığında tanı başlangıçta zor konulur. Hastanın şikayetleri hekimi yönlendirir. Endoskopide, ilerlemiş akalazya hastalarında , yemek borusunda genişleme , gıda artıkları gibi görüntüler vardır. Eğer boyalı yemek borusu röntgeni çekilirse , genişlemiş ve mide ile birleşme yerinde kuş gagası gibi incelmiş bir yemek borusu görülür. Asıl tanı motilite testi ile konulur. Alt yemek borusu kapağındaki basınç 20mm Hg gibi yüksek değerlere ulaşır. Gıdaların geçişine engel olan bu yüksek kapak basıncıdır.  Ayırıcı tanıda esas korkulan yemek borusu kanserleridir, endoskopi bu şüpheyi ortadan kaldırır.

Tanı konulduktan sonra tedavi için önerilen üç yöntem vardır. İlki kapağı genişletmeye yarayan dilatasyondur. Yemek borusu alt uç kapağı endoskopik yardımlı  genişletilir. Bu genişletme işleminden % 20-50 sonuç alınır. Kalıcı olma oranı ise zaman içerisinde azalır. Diğer önerilen bir işlem ise Botilinyum toksinidir. Bununla da kapak gevşetilebilir ama uzun süreyle kalıcı olma şansı düşüktür. Tıbbi seçenekler denendikten sonra cerrahi seçenek laparoskopik olarak planlanır. Kapalı (laparoskopik)  işlemle yemek borusu alt ucunu kaplayan adale dokularının tümü (myotomi) 5-6 cm lik bir bölümde kesilerek ayrılır ve kapak ortadan kaldırılır. Bu operasyona ilave olarak reflü olmasını önlemek amaçlıda midenin fundus (tepe kubbe kısmı) bölümü adaleden arındırılan bölgeye yamanır. (Dor fundoplikasyon). Yapılan çalışmalarda 5.6 yıllık sure içerisinde %96 başarı oranı vardır.

Laparoskopik onarım tüm tedavi seçenekleri içerisinde sonucu en başarılı olandır. Diğer yöntemler denenipte başarılı olunamıyorsa son seçenektir.

Cerrahi dışındaki yöntemler uygulanmışsa aradan 3 ay geçtikten sonra cerrahi işlem yapılmalıdır.